DEBK’den kritik ziyaret
yeniankara.com.tr Genel Yayın Yönetmeni ve DEBK Başkanı Hasan Taşkın’ın ÇEM Genel Müdürü Kasım Yenigün ziyareti, COP17 ve COP31 sürecinde Türkiye’nin rolünü yeniden gündeme taşıdı.
Dünya Elektronik Basın Konseyi Birliği (DEBK) Genel Başkanılığını yapan gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hasan Taşkın’ın, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’e yaptığı ziyaret, yalnızca bir nezaket buluşması değil; Türkiye’nin küresel iklim diplomasisindeki iddiasını güçlendiren stratejik bir temas olarak öne çıktı. Görüşmede, 2026’da Moğolistan’da yapılacak COP17 ile aynı yıl Türkiye’de düzenlenmesi gündemde olan COP31’in ev sahipliği masaya yatırıldı.
COP17 GÜNDEMİ: KÜRESEL MÜCADELEDE YENİ SAYFA
Ziyarette, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) kapsamında 2026’da Ulan Bator’da gerçekleştirilecek COP17 hazırlıkları ele alındı. Çölleşme, arazi bozulumları ve kuraklıkla mücadelede uluslararası iş birliğinin artırılması vurgulandı.
İklim değişikliği konferansı COP31’in 2026’da Türkiye’de yapılacak olması görüşmenin en dikkat çeken başlığı oldu. Avustralya’nın ev sahipliği teklifini geri çekmesinin ardından Türkiye resmen ev sahibi konumuna yükseldi ve planlamalara göre zirvenin Antalya’da düzenleneceği kesinleşti.
ÇEVRE VE MEDYA ARASINDA STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ
Temmuz 2024’te göreve başlayan Prof. Dr. Kasım Yenigün’ün, Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele politikalarına liderlik ettiği süreçte; DEBK’in dijital medya ve basın özgürlüğü alanındaki ağırlığı, çevre konusunda toplumsal farkındalığın büyütülmesi açısından kritik görülüyor.
ZİYARETİN MESAJI: TÜRKİYE KÜRESEL MASADA
İki kurum arasındaki temas, çevre diplomasisi ile medya gücünün kesiştiği noktada Türkiye’nin görünürlüğünü artırmayı hedefleyen önemli bir adım olarak değerlendirildi. COP17 ve COP31 süreçlerinde Ankara’nın rolünün daha da belirginleşmesi bekleniyor.
TOPRAĞI KORUMAK İÇİN KÜRESEL İTTİFAK: UNCCD’NİN MİSYONU
Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD), çölleşme, arazi bozunumu ve kuraklıkla mücadeleyi küresel ölçekte koordine etmek için 1994’te kabul edilen ve bugün neredeyse tüm dünyayı kapsayan uluslararası bir anlaşmadır; amacı, özellikle Afrika başta olmak üzere kurak ve yarı kurak bölgelerde toprakların verimliliğini korumak, sürdürülebilir arazi kullanımını yaygınlaştırmak ve bu çevresel sorunların yol açtığı yoksulluk, göç ve gıda güvensizliği gibi zincirleme etkileri azaltmaktır. UNCCD, hükümetleri bilim temelli politikalar geliştirmeye, yerel halkı karar süreçlerine dahil etmeye ve çevreyi korurken ekonomik kalkınmayı da mümkün kılan çözümler üretmeye yönlendiren tek küresel sözleşme olma özelliğini taşır.
COP17 VE COP31 NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR?
COP17 nedir?
COP17, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCCD) 17. Taraflar Konferansı’dır ve çölleşme, arazi bozunumu ile kuraklıkla mücadelede ülkelerin attığı adımların masaya yatırıldığı en üst düzey küresel platformdur; hükümetler, bilim insanları ve sivil toplum bu toplantıda yeni hedefler belirler, finansman mekanizmalarını tartışır ve özellikle gıda güvenliği, göç ve iklim değişikliğiyle bağlantılı toprak sorunlarına ortak çözümler üretmeye çalışır.
COP31 nedir?
COP31 ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’dır ve dünyanın dört bir yanından liderlerin, bilim insanlarının ve kurumların bir araya gelerek sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim uyum politikaları ve yeşil dönüşüm finansmanı üzerine kararlar aldığı küresel iklim zirvesidir; her COP toplantısı, ülkelerin iklim taahhütlerini güncellediği ve gezegenin geleceğini şekillendiren siyasi iradenin test edildiği kritik bir dönüm noktası olarak görülür.
ULAN BATUR NEREDE?
Ulan Batur, Moğolistan’ın başkenti ve ülkenin kuzey-orta kesiminde, Tuul Nehri vadisinde yer alan en büyük şehridir; aynı zamanda Moğolistan’ın siyasi, ekonomik ve kültürel merkezi konumundadır.
NEDEN ANTALYA?
Antalya, Türkiye’nin güneyinde Akdeniz kıyısında yer alan, tarih ile turizmin aynı karede buluştuğu bir şehir. Antik çağlardan bugüne uzanan Perge, Aspendos ve Side gibi miraslarıyla kültürel derinlik sunarken; uzun sahilleri, iklimi ve gelişmiş altyapısıyla da her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bir turizm başkenti konumunda. Aynı zamanda kongre turizmi ve uluslararası organizasyonlar açısından Türkiye’nin en güçlü merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
COP gibi küresel bir zirvenin Antalya’da yapılması, yalnızca prestij meselesi değil; Türkiye’nin iklim diplomasisinde sahnenin ön sırasına geçmesi anlamına gelir. Antalya, güçlü turizm altyapısı, uluslararası erişim kolaylığı ve büyük ölçekli organizasyon deneyimiyle binlerce delegeyi ağırlayabilecek nadir şehirlerden biri; bu da Türkiye’nin “ben bu oyunu oynarım” mesajını dünyaya net biçimde vermesi anlamı taşıyor. COP’un Antalya’da yapılması, hem vitrin hem de vitrin arkasındaki gerçek gücü büyüten bir hamle olarak görülüyor.
BM İKLİM ZİRVELERİ NE ZAMANDAN BERİ YAPILIYOR?
COP’un geçmişi, iklim krizinin küresel bir mesele olarak ciddiye alınmaya başlandığı 1990’ların başına uzanıyor. 1992’de Rio’daki Dünya Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kabul edildi ve ülkeler ilk kez iklim değişikliğiyle ortak mücadele etme konusunda resmen anlaştı. Bu sözleşmenin tarafları, uygulamayı ve yeni adımları görüşmek için her yıl toplanmaya başladı; işte bu toplantılara COP (Conference of the Parties – Taraflar Konferansı) adı verildi. İlk COP, 1995’te Berlin’de yapıldı. Zamanla COP’lar yalnızca teknik toplantılar olmaktan çıkıp, 1997’de Kyoto Protokolü, 2015’te ise küresel iklim politikasının dönüm noktası sayılan Paris Anlaşması gibi tarihi kararların alındığı dünya çapında siyasi zirvelere dönüştü. Bugün COP, iklim mücadelesinin nabzının attığı en önemli küresel platform olarak kabul ediliyor.


